12.11.2018 - Gaziantep'in En Sevilen Sayfası

Zelzele Halil ile Küçük Arif

Zelzele Halil ile Küçük Arif

Zelzele Halil ile Küçük Arif.
Halil Ağa anlatıyor:
Bir sabah, otelin camından sokağa bakarken, elinde bir çantayla Arif’in durak­ta beklediğini gördüm. Emekli olduktan sonra, SANKO’ya girmişti. Işe gitmek için araba bekliyor­du.
SANKO’ya telefon açtım, Müessese Müdürü’ne
– “Sizde Arif Ersaraç isminde bir memur var mı?” diye sordum. 
Adam
-“Evet” dedi.
-“Maarif’te dört yol çatında Arif’e bir araba çarptı, ailesine haber verin” dedim, telefonu kapattım.
Bir saat sonra telefonum çaldı. Telefon eden Arif’ti.
– “Halil Zelzele denen, adam orda mı?” diye sordu,
-“Burda yok” dedim.
-“O eşşekoğlu eşşeğe söyle, benim ailemi üzmeye, telaşlandırmaya, korkutmaya ne hakkı var? Şimdi oraya geliyorum” dedi.
Karşılaşmayalım diye otelden kaçarken, Arif’le burun buruna geldim.
– “Ulan utanmaz adam, bunu niye yaptın?”
-“Ben bir şey yapmadım Arif Ağa”
-“Otelin karşısında durakta bekliyordum, beni sen gördün”
-“Görmedim, Arif Ağa”
-“Ulan alçak”
-“Sağol.

Arif Ağa:
-“Karşılık versene lan”
-“Vermem Arif Ağa” Ne söylediyse peki Arif Ağa, olur Arif Ağa, emredersin Arif Ağa dedim, döndü gitti.

Ertesi gün, bu sefer de Halk Bankası’nın önünde karşılaştık. Kaldırımda bana sövüp sayıyor, millet bizi seyrediyordu.
-“Ulan korkuyorsan, niye yapıyorsun? Çoluğum çocuğum ağlayarak hastane hastane beni aramış. Utanmaz herif”
Ne söylese soğan kesiyordum. Ertesi sabah, Ticaret Odası’na gidince, memurlardan birisini çağırdım savcılığa bir dilekçe yazdırdım,

“Nedenini bilmediğim bir konuda, Arif Ersaraç isimli şahıs, beni takip etmekte, sokakta önümü kesmekte, herkesin içerisinde bana ağır hakaretlerde bulunmaktadır. Dün de tabancasına davranmıştır. Bu kişi hakkında şikayetıciyım, gereğini arz ederim”

Arkadaşımız savcı rahmetli Yaşar Aksüyek vardı, onun odasına gittim. Dr. Faruk Balık da oradaydı,
-“Hayırdır” diye sordu.
Ben de Arif’i biraz korkutacağımı söyledim. Yazıyı karakola havale etti, karakoldan da arabayla SANKO’ya gidip Arif’i getirdiler. Karakola geldiğinde karşısında beni görünce, gene sövüp saymaya başladı.
Komiser tanıdıktı, -“Bana bak” dedi, “Ters ters konuşup durma, sonra seni nezarete atarım”
O zaman pısıp sustu.
-“Beyefendi şikâyetinden vazgeçmezse, bu gece burada yatacaksın, yarın da mahkemeye çıkaracağız. Mahkemede hakim seni tevkif eder. Özür dile de, iş burada tatlıya bağlansın” dedi.
Arif baktı pabuç pahalı, yanıma geldi, yavaş sesle
-“Ulan Zelzele, terbiyesizlik etme, vazgeçtiğini söyle de gideyim. Işim gücüm var” diye sızlanmaya başladı, ben oralı olmadım. Küçük ayakkabısıyla, ayak bileklerime dürtüp,
-“Hadi terbiyesiz” diyor, israr ediyordu. Sonunda,
-“Peki affettim” dedim.
Dışarı çıktık,
-“Ulan alçak, ne yaptım ki beni affediyorsun. Zeytinyağı gibi bir de suyun üstüne çıkıyorsun kepaze adam” dedi yanımdan uzaklaştı.
Kaynak:Yaşan Özen.Zelzeleli Yıllar.

 

Asım Mıhcıoğlu

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ